• Image

3-4-5 Kasım 2017

Ayvalık

Doğa, tarih, deniz, lezzet ve kültür kenti

Kuzey Ege’de yer alan Ayvalık, Balıkesir’e bağlı bir ilçe... Kuzeydoğusunda Gömeç, güneyinde İzmir’e bağlı Dikili ve Bergama var. Batısında Ege Denizi uzanıyor. Yunanistan’ın Kuzey Ege Adaları Coğrafi Bölgesi’nin yönetim merkezi olan Midilli adası ve üzerindeki yerleşimler ise Ayvalık’a çıplak gözle görülebilecek kadar yakın.

Açık bir müzeyi andıran Ayvalık sadece zengin geçmişiyle değil, taşıdığı farklı özellikler ve sunduğu olağanüstü güzelliklerle de öne çıkıyor. Özenle koruduğu kültürü, benzersiz mimarisi, sıra dışı doğası, tertemiz havası, kilometrelerce uzanan sahil şeridi, pırıl pırıl denizi, incecik kumu, göz alıcı koyları, şiirsel adaları, sanatçılara ilham veren atmosferi, zengin mutfağı ve aydın insanlarıyla gerçekten bambaşka bir dünya... Cunda’sıyla, Küçükköy’üyle, Sarımsaklı’sıyla, Altınova’sıyla “keşfe değer” bir yeryüzü cenneti.

Ayvalık, aynı zamanda, “rüzgarlı şehir” adıyla da anılıyor. Denizden karaya doğru esen poyraz Kazdağları’nın oksijenini, Ege Denizi’nin iyotunu kente taşıyor. İnsana ferahlık veren, eşsiz bir havası var Ayvalık’ın.


Ayvalık evleri anıtsal kapılarıyla dikkat çekiyor

Ayvalık’ın kıvrım kıvrım uzayıp giden dar sokaklarında uyum içinde sıralanmış ve adeta birbirine yaslanmış eski evlerinin ününü duymayan kalmamıştır herhalde...

Eskiler Ayvalık’ta ticari yapıları deniz kenarına, konutları daha içeri kısımlara, dini yapıları ise özellikle tepelere doğru inşa etmişler. Ticari yapıların denize yakın yapılmasının nedeni üretilen ürünlerin deniz yoluyla taşınması. Zamanında dünyanın dört bir köşesine zeytin, zeytinyağı ve sabun gönderiliyormuş çünkü.

Ahşap ya da kesme taş işçiliğinin benzersiz örnekleri olarak seçkinleşen; dökme demir balkon korkulukları, usta işi pencere kafesleri ve balkon ayaklarının üzerindeki motiflerin özgünlüğüyle dikkat çeken eski Ayvalık evlerinin kapıları ise özellikle görülmeye değer. Bu anıtsal kapılar birer sanat eserinden farksız. Her biri el işçiliğinin sıra dışı örnekleriyle bezeli. Kapılar kadar üzerlerindeki ziller, tokmaklar, kulplar, tarihler, sigorta levhaları da ilgi çekici...


Ayvalık’ta görülmeye değer çok sayıda dinsel yapı var

Ayvalık kutsal bir kent merkezi görünümü taşımıyor ama yine de çok dikkat çekici dinsel yapılar var. Onlarda da, tıpkı evlerde olduğu gibi Neo-Klasik mimarinin etkileri görülüyor.

Ayvalık’taki dinsel yapılar şöyle sıralanabilir:

Restore edilen ve 2013 yılında “anıt müze” olarak ziyarete açılan Merkez Taksiyarhis Kilisesi... Kilise, 1844 yılında, Başmelek Cebrail’in adına yapılmış. Dış görünüşüyle ne kadar sadeyse, iç mekanıyla o denli etkileyici bir görselliğe sahip. Duvarlarında azizlerin ve meleklerin ikonları, Meryem’e müjde, Hazreti Adem ile Havva’nın yasak elmayı yemeleri resmedilmiş.

1890 tarihli Ayazma Kilisesi (Faneromeni) denize açılan dar bir sokakta... Dikdörtgen planlı yapı giriş cephesindeki süslemelerle dikkat çekiyor.

Agia Triada (Aya Triyada) Kilisesi Ayvalık’ın tepelerine doğru uzanan bir konumda ve eski İzmir yolu üzerinde... Ünlü yazar Venezis’in doğduğu ev de doğa koşullarına direnmeye çalışan Agia Triada’nın hemen karşısında yer alıyor.

1870 yılında inşa edilen ve Agia İanni (Aya Yanni) adıyla bilinen kiliseden dönüştürülen Saatli Cami geniş bir avlunun ortasında yükseliyor. İçi son derece yalın ve insana ferahlık veren bir ışığı var.

Dönüştürülmüş bir diğer dini yapı Çınarlı Cami… Agia İorgi (Aya Yorgi) kilisesiymiş daha önce. 1790 tarihli ve zarafetle görkemin uyumlu bir bileşimi.

Bulunduğu mahallenin adıyla anılan ve sadeliğiyle öne çıkan Hayrettin Paşa Camisi de yine eski bir kilise... 1850 yılında inşa edilmiş. O günkü adı Kato Panagia imiş. Çevresi eski Ayvalık evlerinin en güzel örnekleriyle dolu.

Hamidiye Camisi Ayvalık’ta yaşayan çok az sayıdaki Müslüman için 2. Abdülhamit zamanında yapılmış. Sakarya Mahallesi’ndeki küçük bir tepede.

Çamlık Koyu’nun tam karşısında, Rumların Agia Paraskevi adını verdiği Tımarhane Adası var. Adada bir manastır kalıntısı bulunuyor. Kocaman bir kayalığın hemen dibinde yer alan bu manastır Taşlı Manastır adıyla biliniyor.


Ayvalık’ın mücevheri: Cunda

Ayvalık’ın tam karşısında, Türkiye’nin Ege Denizi’ndeki 4. büyük adası olan Cunda yer alıyor. Adaya Cumhuriyet Alanı’ndaki iskeleden her saat başı motor kalkıyor. Yolculuk 15-20 dakika kadar sürüyor.

“Ayvalık’ın mücevheri” olarak kabul edilen Cunda’ya, Türkiye’nin ilk boğaz köprüsünden geçilerek, belediye otobüsü veya dolmuşla karadan da ulaşılıyor. “Gönül Yolu” olarak adlandırılan bu yolun uzunluğu 8 kilometre.

Bir Taksiyarhis Kilisesi de Cunda’da var. Neo klasik mimari üslubundaki tek kubbeli bazilika tipindeki yapı 1873 tarihini taşıyor. Kilise yakın tarihte Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı tarafından müze olarak restore edildi ve ziyarete açıldı. Müzede eski otomobiller, motosiklet ve bisikletler, buharlı iş makinaları, denizcilik araç ve gereçleri, çocuk oyuncakları, bebek oyuncakları, geçmişten günümüze saat, daktilo ve fotoğraf makinaları modelleri, oyuncak araba modelleri, önemli yapıların modelleri ve maketleri, günlük yaşamda kullanılan ev araç ve gereçleri sergileniyor.

Panagia (Panaya) Kilisesi Cunda’nın hakim tepelerinden birinde, 1850 yılında yapılmış. Bir başka tepede Agia İanni (Aya Yanni) Kilisesi var.

Cunda’nın 5 kilometre batısındaki bir koyda Ayışığı Manastırı bulunuyor. Eski adı Agios Dimitrios, Ta Selina… Zeytin ağaçlarıyla özdeşleşmiş, denizle birleşmiş incelikli bir yapı.

Yine Cunda’da ve bu kez zeytin ağaçlarının ortasında kendisini gösteren Leka Panagia (Panaya) Manastırı çıkıyor karşımıza. Yapımında bizzat keşişler çalıştığı için geneksel manastır mimarisinin en değişik örneklerinden biri kabul ediliyor.

Cunda’nın hemen yanıbaşındaki Tavuk Adası’nda bulunan Agia İounnou Tou Prodromou ve Güvercin Adası’ndaki Agia İorgios manastırları da geçmişi günümüze taşıyor.


Cunda’da Hediyelik Eşya Çarşısı çok renkli, çok hareketli

Cunda’ya gidenler, Türkiye’nin en tanınmış kahveleri arasında sayılan Taş Kahve’yi mutlaka görmeli. Tarihi bir mekan ve sıradışı bir mimariye sahip. Yüksek tavanı, gösterişli pencereleri ve vitraylı camları var. İçinde kırlangıçlar uçuyor.

Cunda’da sahilden yukarılara doğru çıkıldığında eski bir şapel olan büyük bir taş binaya ve arkasındaki yel değirmenine ulaşılır. Sevim-Necdet Kent Kitaplığı burası... Ayrıca şaşırtıcı bir Ayvalık ve Cunda manzarası sunan, sakin ve sevimli Cafe Nostalji sizi bekliyor.

Cunda’daki Hediyelik Eşya Çarşısı mütevazı ve bir o kadar da renkli bir çarşı. Ayvalık’ı simgeleyen binbir çeşit ürün var. “Hediyelik” denince aklınıza gelen her şeyi bulacağınızdan emin olabilirsiniz.

Cunda’da Cumartesi günleri de halk pazarı kuruluyor. Küçük ama zengin bir pazar...

Cunda’ya gelmişken adını iki büyük kayanın bulunduğu bir tepeden alan ve şahane bir kıyıya sahip olan Çataltepe’ye de uğramak şart. Denizi tertemiz ve kumları incecik....

Lale Adası’ndaki Belediye Plajı da yakın zamanda yenilendi ve genişletildi. Mavi Bayrak’lı bir denize girerek ferahlamak için ideal bir yer.


Cunda alışılmışın ötesinde lezzetler sunuyor

Cunda’daki restoranlar zengin mutfaklarıyla adeta birbirleriyle yarışıyor. Bu mutfaklarda Girit, Midilli ve Batı Trakya göçmenleri ile Ayvalık’ın yerlilerinin ortak kültürüyle benzersiz ve hatta sınırsız lezzetler yaratılıyor.

Alışılmışın ötesinde mezeler tatmak isteyenlerin mutlaka uğramaları gereken bir durak Cunda... Zeytinyağlı yemeklerin damakları şenlendirdiği ada aynı zamanda bir deniz ürünleri merkezi. Her tür balığın ve deniz ürününün en iyisini sunuluyor burada: Çipura, barbun, karagöz, mercan, sinarit, levrek, gopez, kalamar, ahtapot, karides, karadiken, akivades, ayvada...

...Ve elbette papalina. Sadece Ayvalık’ta bulunan çok özel bir balık papalina. Sardalyanın yavrusu. Zeytinyağında kızartıldığında çıtır çıtır bir lezzet.

Cunda’nın arka tarafında küçücük iki yerleşim olan Pateriça 1. ve 2. köyler var. 1. Köy’deki plaj Ayvalık’ta denize girilebilecek en temiz yerlerden biri...


Ayvalık’ta keşfedilecek çok yer var

Ulaşımın günün her saatinde dolmuş, otobüs veya taksi gibi araçlarla güvenli bir şekilde sağlandığı Ayvalık’ta görülmeye değer özel mekanlar hayli fazla.

Bu mekanlardan ilk akla geliveren, doğal bir film platosunu andıran Palabahçe Meydanı’ndaki Şeytan’ın Kahvesi... Orada, görkemli bir çınar ağacının altında oturup tarih kokan çevreyi izleyerek, özel bardağından koruk suyu içmek apayrı bir zevk. Kahve zaman zaman sanatsal etkinliklere ev sahipliği de yapıyor.

Ayvalık’ın çarpıcı güzellikteki köşelerinden bir diğeri Macaron... Dekor gibi eski evlerin iki taraflı sıralandığı, bazen daralan bazen genişleyen rüzgarlı ve kıvrımlı sokaklarıyla ve karşılıklı iki kahvesiyle (Camlı Kahve ve Mercan’ın Kahvesi) apayrı güzellikler sunuyor konuklarına.

Küçük ama özgün mimari dokusu ve hareketli çevresiyle insanı bie anda sarıp sarmalayan At Arabacıları Meydanı Ayvalık’ın diğer zenginliklerinden...

Ayvalık’ın nabzının Cumhuriyet Alanı’ndaki sahil kafelerinde attığını da vurgulamak gerek. Neşeli kalabalıklar genellikle öğle saatlerinde başlayan imbatla serinleyerek hoş saatler geçiriyor oralarda...

Kafelerin hemen yakınında Hüseyin Gezer imzalı bir Atatürk heykeli var. Heykele ait kabartmalarda Kurtuluş Savaşı’nın ilk “askeri kurşun”u canlandırılmış.


Ayvalık’ta “mutlaka görülmesi gereken” çok yer var...

Yeri gelmişken, Ayvalık’ı ziyaret edenler için kısa bir “mutlaka görülmesi gereken” yerler listesi verelim:

Rengarenk tezgahlarıyla bolluk müjdecisi küçük ve tarihi Sebze Hali.

Kentin çeşitli noktalarına dağılmış olan ve çeşit zenginliğiyle bilinen peynirciler.

Ayvalık’a özgü lor tatlısıyla sadece damakları değil, gönülleri de fetheden tatlıcılar.

Kaşarlı, sucuklu, sosisli ve karışık lezzetleri özleyenlerle dolup taşan Ayvalık tostçuları.

Sadece Ayvalık’ta bulunabilen, is kokulu, demir gibi sert ama lezzeti benzersiz Girit leblebisinin satıldığı seyyar tezgah.

Bir köşebaşında ya da bir sokak içinde, hiç beklemediğiniz bir anda karşınıza çıkıveren esnaf lokantaları.

Eski adı Meyhaneciler Sokağı olan Tenekeciler Sokağı ve oradaki mütevazı restoranlar.

Gümrük Meydanı’nda bulunan Ayvalık Palas Oteli’nin altındaki renkli Antikacılar Çarşısı.

Ayvalık’ın eteklerinde kurulduğu ve muhteşem manzarasıyla dikkatleri tutuklayan Profitilya, diğer adıyla İlk Kurşun Tepesi. (Ayvalık, Kurtuluş Savaşı’nda tarihsel bir öncülüğe imza atıyor. Kent 29 Mayıs 1919’da Yunanlılar tarafından işgal edildiğinde 172. Alay Komutanı Yarbay Ali Çetinkaya düşmana karşı ilk direnişi örgütlüyor. İlk askeri kurşun Çetinkaya’nın askerleri tarafından atılıyor. Bu gelişme milli mücadele bilincinin hızla yükselmesinde etkili oluyor.)

Hemen yakınındaki, Kazdağları ve Midilli silüetleriyle “gözlere ziyafet çeken” Cennet Tepesi.

Şehrin hemen kenarında yer alan bir tepede kurulu Çamlık.

Çamlık’ta insanı huzura çağıran Kır Kahvesi ve Tımarhane Adası’na bakan Belediye Gazinosu.

Çamlık Koyu’nun yakınlarında bulunan ve Ayvalık’ın simgelerinden biri olarak kabul edilen Delikli Taş.

Denizin hemen kenarında yemyeşil bir ormanlık alanın içindeki Çamlık Kamping.

Cunda’daki “cam gibi” bir denizin hemen kıyısındaki Ada Camping...

Ve elbette, Arnavut kaldırımlı dar ara sokaklarda kurulan zengin ve neşeli Perşembe Pazarı.

Talatpaşa Caddesi’nde turizm sezonu boyunca açılan sürprizli Gece Pazarı.


Zeytin Müzesi sizi bekliyor

Turizm cenneti Ayvalık aynı zamanda bir ”zeytin diyarı” ve “zeytinyağı ülkesi.” Bir başka deyişle, zeytin ve zeytinyağı Ayvalık için kültürel bir zenginlik...

Kentin dört bir yanını kuşatan ve sayıları iki milyonu aşan zeytin ağaçları aynı zamanda pek çok insanın en önemli geçim kaynağı... Günün değişen ışıklarıyla parıldayan ve doğa harikası bir örtüyü andıran bu ağaçlar yüzyıllar önce “delice” olarak adlandırılan yabani zeytin ağaçlarının aşılanmasıyla oluşmuş.

Ayvalık zeytini kendine özgü karakteristik özelliklerini yörenin toprak yapısından, Kazdağları’ndan geçip zeytin bahçelerine uzanan hakim kuzey rüzgarından ve zeytinlik alanı oluşturan hafif eğimli, tarıma elverişli doğasından alıyor.

Ayvalık’ta şimdi bir Zeytin Müzesi var. 1960’lardan 1980’li yılların sonlarına değin Vakıflar Zeytinyağı Fabrikası olarak hizmet veren bir binada, 2012 yılında açıldı.

Ayvalık Belediyesi Zeytin Müzesi’nde, fabrika döneminden kalma pek çok objeyi görebilirsiniz: Zeytin hamuru hazırlayan taş ve bıçaklar, bu hamuru taşıyan arabalar, hamurdan zeytinyağı çıkaran presler, kara su ile yağı ayrıştıran düzenekler ve zeytinyağı üretim teknolojisine ait çok sayıda araç ve gereç...

Çağdaş müzecilik anlayışı ile tasarlanan müzede yer alan panolarda ise zeytin, zeytinyağı ve sabunun öyküsü anlatılıyor. Ayrıca gerçekleştirdikleri özverili çalışmalarla Ayvalık’ın “zeytin diyarı” olmasında önemli katkıları bulunan Ayvalıklılar saygıyla anılıyor.

Ayvalık Belediyesi Zeytin Müzesi’ni Pazartesi dışında her gün 08.00-17.00 saatleri arasında gezebilirsiniz.


Ayvalık’ta sanat etkinlikleri yıl boyu sürüyor

Kültür-sanat etkinliklerinin sadece turizm sezonunda değil tüm yıl boyunca devam ettiği Ayvalık’ta önemli bir kuruluş çalışmalarını uzun zamandır titizlikle sürdürüyor. Bu kuruluşun adı AIMA (Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi).

Akademi düzenli olarak dünyaca ünlü sanatçıları ağırlıyor, gerçekleştirdiği konser, dinleti ve bestecilik atölyesi, yaratıcı yazarlık, piyano/gitar ustalık kursları ve çocuk yaz atölyeleriyle Ayvalık’ta müzik adına önemli bir birikime imza atıyor.

Ayvalık’ta daha başka sanat kuruluşları da var. Ayvalık Kültür Sanat Derneği (AYKÜSAD) ve Ayvalık Sanat Derneği (ASD) çatısı altında yer alan Sanat Fabrikası bunların başında geliyor. AYKÜSAD yıl boyunca dikkate değer etkinlikler gerçekleştiriyor. Fotoğraf yarışmaları, tiyatro şenlikleri, kültür gezileri düzenliyor.

Sanat Fabrikası’nın tarihi bir binada bulunan salonu da yine yoğun programıyla sanatseverlerin önemli uğrak yerlerinden... Burada tiyatro gösterileri, şiir ve anma günleri, konserler birbirini izliyor. Artık gelenekselleşen tiyatro festivali her yıl artan bir ilgiyle karşılanıyor.


Her yer deniz ve deniz tertemiz...

Ayvalık’ta “mutlaka” yaşanması gereken bir “güzellik” daha var: Günübirlik tekne gezisi... Yemekli ada turu yapan tekneler sabah 10.00-10.300 saatleri arasında Cumhuriyet Alanı’ndan hareket ediyor, akşam 18.00 gibi yine Alan’a dönüyor.

Tekne gezileri için, müzik ve çeşitli animasyonlar eşliğinde adaların, koyların keşfedildiği; denizin ve güneşin tadının doyasıya çıkarıldığı rüya gibi bir yolculuktur diyebiliriz.

Ayvalık’ta her yer deniz ve deniz pek çok noktada tertemiz. 6 adet Mavi Bayrak’lı plaj, pırıl pırıl sularda serinlemenin keyfini yaşamanız için sizi bekliyor: Ayvalık Belediye Halk Plajı, Haliç Park Otel, Grand Temizel Otel, Ortunç Club, Engürü Tatil Sitesi ve Küçükköy Kamplar Önü Sarımsaklı Plajı...


Ayvalık dalış meraklılarının beklentilerini fazlasıyla karşılar

Su altı turizmi Ayvalık’ta son yılların giderek ivme kazanan etkinliklerin başında geliyor. Çünkü kentte tam 22 ada var. Buna bağlı olarak 12 ay boyunca dalış imkanı veren 60 civarında dalış noktası bulunuyor. Ayvalık adaları sualtı florası ve faunası bakımından ekolojik niş oluşturuyor.

Ayvalık’ta derin, gece, akıntı ve reef dalışları için en eski resifler Deli Mehmet, Ezher Bey Taşı ve Kerbela sığlıkları... 34 yerde kırmızı mercan saptanmış. Bu özelliğiyle, Kızıldeniz mercanlarını bile gölgede bırakıyor. Türkiye’de kırmızı denizyıldızı da sadece bu yörede görülüyor. Deniztavşanı da öyle.

Ayvalık’ta meraklıları için günübirlik dalgıç eğitimleri gerçekleştiriliyor, deneme dalışları yaptırılıyor. Ayrıca daha uzun süreli kurslar var. Önce kuramsal bilgiler aktarılıyor, ardından eğitim dalışlarına ağırlık veriliyor.

Sualtı avcılığı bereketiyle de biliniyor Ayvalık. Zıpkınla avcılık yapanlar yüklü ve dolayısıyla mutlu dönüyor teknelerine. Ayrıca deniz dibi harikulade bir görsel zenginlik sunduğu için sualtı fotoğrafçılarının favorisi...


Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nın bir eşi daha yok!

Türkiye’nin en büyük tabiat parkı olan Ayvalık Adaları Tabiat Parkı sunduğu benzersiz peyzajla her türlü övgüyü hakediyor. Soylu kızılçamlar, denizle dost zeytin ağaçları, dev okaliptuslar, kimbilir hangi korsanlara yataklık yapmış korunaklı koylar, dingin körfezler, çekici kumsallar, tuzlu göller, gizemli adalar var burada. Manzara, ansızın karşınıza çıkıveren kilise ve manastır kalıntılarını da eklediğinizde adeta bir düşe dönüyor.

17.950 hektar genişliğindeki Ayvalık Adaları Tabiat Parkı, Ayvalık’a bağlı 22 adanın 20’sini kapsıyor. İsimleri şöyle: Cunda Adası (Alibey), Pınar Adası (Mosko-Kılavuz), Çıplak Ada, Yellice Ada (Poyraz Ada), Güneş Adası, Maden Adası, Küçükmaden Adası, Kız Adası, Yumurta (Doğu) Adası, Balık Adası, Kara Ada, Hasır Adası, Güvercin Adası, Taşlı Ada, Yelken Adası (Ayiyola), Yalnız Ada, Yuvarlak Ada, Göz Adası, Yumurta (Batı) Adası ve Tavuk Adası.

Harikulade bir doğa turizmi potansiyeline sahip olan Ayvalık Adaları Tabiat Parkı, Ayvalık Ticaret Odası’nın 2013 yılında planlayıp uyguladığı, “Adım Adım Ayvalık” başlıklı bir projenin hayata geçirilmesiyle birlikte doğaseverlerin uğrak yeri olmaya başladı bile...

Park’ta, bir yanda Pateriça’ya, öte yanda Hakkıbey Feneri’ne uzanan iki ayrı Yürüyüş ve Dağ Bisikleti Parkuru bulunuyor. Her iki parkur da 10’ar kilometre. Coğrafi yapının zenginliği, değişkenliği, yüzey şekillerinin yumuşak ve eğimli olması dağ bisikletçileri için ideal özellikler.

Park’ın sınırları içinde tam 752 farklı bitki var... Dahası, Türkiye’nin başka hiçbir yerinde bulunmayan 5 bitki türü barındırıyor. 4 adet de, ülkemizde dar yayılış gösteren bitki bulunuyor.

Şaşırtıcı bir bilgi daha: Ayvalık’taki kuş türü sayısı tam 243... Ülkemizde günümüze kadar saptanmış kuş türünün 470 adet olduğu düşünülürse, bunların yaklaşık %50’sinin Ayvalık Adaları Tabiat Parkı sınırları içinde görüldüğü ortaya çıkıyor.


Küçükköy, Sarımsaklı ve Şeytan Sofrası’yla benzersizdir

Küçükköy, Ayvalık’a çok yakın, adı gibi küçücük bir mahalle. Ama büyük bir tarihi var. Önceleri Rumlar yaşıyormuş. Son olarak 1893 ve 1913 yıllarında Balkanlar’dan gelen Boşnaklar yerleştirilmiş.

Doğal bir dekoru andıran “minyatür” meydanı, 19. yüzyıldan kalma evleri, konuksever ve sıcakkanlı insanları, eski bir kilise olan (Ayiou Athanasaiou-Aya Athanasiu) Merkez Camisi, kıymalı, peynirli, patlıcanlı, kabaklı börekleri, Kent Müzesi ile farklı, sevimli ve renkli bir yer.

Ayvalık’ın en önemli zenginliklerinden bir diğeri de hemen Küçükköy’ün bitişiğindeki Sarımsaklı... Upuzun, geniş mi geniş, temiz mi temiz bir kumsal Sarımsaklı. Tam 8 kilometre. Kristal berraklığında, çarşaf gibi bir deniz sunuyor.

Plajlar, oteller, pansiyonlar dizi dizi Sarımsaklı’da... Plajlar bir yana, aslında gerçek bir oteller diyarı burası. Ayvalık’a gelen yabancı turistlerin önemli bir bölümü kalmak için Sarımsaklı’yı tercih ediyor.

Salı günleri görülmeye değer bir halk pazarının kurulduğu Sarımsaklı’da eğlenmek isteyenler için de seçenek çok. Neşeli gece kulüpleri, cıvıltılı kafeler, ışıltılı diskolar var.

Sarımsaklı sörfçüler için de bulunmaz bir fırsat. Rüzgar sörfü sevenlere çok uygun koşullar sunuyor. Paraşütlü sörf de giderek yaygınlaşıyor.

Ve Şeytan Sofrası... Ayvalık’taki en “görülesi” yerlerden birisi. Volkanik bir yapılanma sonucu oluşmuş, düzlük bir tepe. Muhteşem bir panoramaya sahip. Ayvalık, Cunda, Adalar… Özellikle güneşin battığı saatlerde doyumsuz, soluk kesici bir seyir zevki izleyenleri adeta büyülüyor.


Altınova: Zengin tarihiyle de öne çıkan verimli topraklar...

Geçmişi Tunç Devri’ne kadar uzanan Altınova bundan önce Ayazmend olarak anılıyordu. Altınova’nın adını, verimli topraklarından yola çıkarak Atatürk verdi.

Ayvalık’ın mahallesi olan Altınova’da iki dini yapı var. Hacı Bayram Veli Camisi ve Küçük Cami... Hacı Bayram Veli Camisi, giriş kapısının yanındaki mermer kitabede de belirtildiği gibi 1490-1491’de yani 2. Beyazıd döneminde inşa edilmiş.

Merkez Mahallesi’nde bugün zeytinyağı fabrikası olarak kullanılan 1888 tarihli binayı ve yine aynı mahalledeki 15. yüzyıldan kalma evleri de görmenizi öneririz.

Altınova’yı, Aktepe’den seyretmek bambaşka bir güzellik. Aynı yerden hemen gözünüzün önündeymiş gibi duran Midilli Adası’nı ve adadaki evleri de görmek mümkün.

Yörenin İskele adıyla anılan sahil kesiminde uzunluğu 2 kilometreyi bulan doğal bir “Kum Burnu” bulunuyor. Bu ilginç oluşum Altınova’nın 11 kilometre olan kıyı şeridini 13 kilometreye çıkarıyor. Kum Burnu’na beton bir köprüden geçiliyor.

Altınova, adı gibi değerli bir ovaya sahip. Her türlü tarıma elverişli, 25 bin dönümlük arazisi var. Madra Çayı ve Karakoç Deresi tarafından sulanan bu arazilerde zeytin ve zeytincilik çok gelişmiş. Ayrıca pamuk, patates, karpuz, tütün, şeker pancarı, tahıl yetiştiriliyor.

Altınova halk pazarının Çarşamba günleri kurulduğunu da hatırlatalım. Bu küçük ama zengin pazarda her şey mevcut. Zaten Altınova, bir bakıma sebze ve meyve diyarı.... Altınova’dan İskele’ye uzanan yol boyunca uzanan verimli topraklarda yerli tohumla üretilen domates, biber, patlıcan, kavun, karpuz yetiştiriliyor ve satılıyor. Hem de hepsi birbirinden taze ve leziz. Aynı tazelik ve lezzeti Altınova’nın merkezinde de bulabilirsiniz.

Tertemiz sahili, orman içine serpilmiş püfür püfür piknik/gezi yerleri ve memba suyu tadındaki içme suyuyla farklılaşan Altınova’nın; küçük ama ünlü lokantasını, taş fırın ekmeğiyle tanınan fırınını ve kimselerinkine benzemeyen yoğurdunu keşfetmek de apayrı bir zevk olabilir.

Yaz aylarında fevkalade canlı bir atmosfere sahip olan Altınova’nın kıyı şeridinde sörf, yelken, kano, su kayağı vs. gibi sporlar da yapılıyor.


Bergama, Assos, Midilli ve Koca Seyit Havalimanı... Hepsi çok yakın!

Ayvalık, aynı zamanda Midilli’ye gidiş-gelişler için kullanılan son derece hareketli bir gümrük kapısı. Midilli’ye her gün feribot var Ayvalık’tan. Ortalama gidiş süresi 2 saat kadar... Ayvalık’taki turizm acentelerinden Midilli’deki turistik kuruluşlar için rezervasyon yaptırmak mümkün.

Dahası, bir yanda Bergama, hemen yanında Kozak Yaylası, öte yanda Kaz Dağları ve Assos... hepsi Ayvalık’a günübirlik gidiş-geliş yakınlığında...

Son olarak, Ayvalık’a ulaşımın çok kolay olduğunu vurgulamak gerek. Kente günün her saatinde pek çok seyahat şirketinin otobüsleri geliyor. Kocaseyit Havalimanı’nın Ayvalık’a sadece 40 kilometre mesafede olması da bir başka kolaylık... İstanbul-Edremit ve Ankara-Edremit seferleri giderek sıklaşıyor. Kocaseyit’in, uluslararası uçuşlara açılması tüm Körfez’e yepyeni bir canlılık getiriyor.

Evet Ayvalık böyle bir yer... Doğayla tarihin birlikte ördüğü zarif bir dantel. Kültürüyle, rengiyle, kokusuyla, enerjisiyle ve atmosferiyle insanı kavrıyor, adeta içine çekiyor. Ve, Ayvalık’ın aydınlık insanları, kentlerinin güzelliklerini keşfetmek isteyen herkesi, bu güzellikleri içtenlikle paylaşmak için Ayvalık’a bekliyor!